Bizim zamanımızda…

Birçoğunuz yazıyı okumadan yaşın kaç ki “Bizim zamanımızda” diye yazı yazmışsın diyebilir. Demekte haklılar ama ne vardı bizim zamanımızda?

Bizim zamanımızda mahalle diye bir kavram vardı. Mahalle hayatında ne vardı? Komşuluk vardı, kardeşlik vardı, dostluk vardı, muhabbet vardı. Mahallede herkes birbirini tanırdı. Bakkalda, fırında, kasapta gördüğümüz amcalar, teyzeler başımızı okşayıp oğlum, kızım “annene, babana” selam söyle derlerdi. Komşular birbirlerini tanır. Düğün, taziye kısaca iyi veya kötü gün demeden beraber olurlardı. Komşu demişken şimdi komşusundan evde kalmadığından dolayı bir kâse şeker ya da bir pişirimlik pirinç isteyen var mı? İsteyemeyiz çünkü aynı binada oturduğumuz komşuları tanımıyoruz ama bizim zamanımızda öyle değildi. Birçoğumuz yaşamıştır annelerimiz “oğlum bizde kalmamış git komşu teyzeden bir kâse şeker al” diyebiliyordu. Komşular çay, kahve içmeye gelirlerdi tabi ki amaç muhabbet etmekti. Yine komşular yaptıkları yemekten bir tabakta komşularına verirdi. Yemek meselesi değinmişken geçen gün arkadaşım anlatıyor. Yaptıkları yemekten bir tabakta komşularına vermek istemişler. Arkadaş kapıyı çalmış tabağı uzatmış, komşusu arkadaşıma “biz kimseden yemek almıyoruz” diye cevap vermiş. Arkadaş cevabı duyunca şok oldum dedi. Komşuluk ilişkimiz o kadar zayıflamış. Aslında binalar bireyselleşmenin göstergesi.

Bizim zamanımızda oyun diye bir kavram vardı. Bu oyun öyle sanal falan değildi. Sabahı yemeği yer yemez sokağa çıkardık. Futbol, saklambaç, zımba vb. oyunları oynardık. Oyuna öyle dalardık ki öğle yemeği yiyecek kadar aç olduğumuzu hissetmezdik bile. Oyunlarda dayanışmayı öğrenirdik, takımla çalışmayı, takımla hareket etmeyi öğrenirdik. Birde alarmımız vardı. Akşam ezanı okunduğu zaman eve giderdik ve aç olduğumuzu fark ederdik. Bizim zamanımızda hiperaktif kelimesini duyanlar nadirdir. Çünkü bizler enerjimizi sokakta atardık. Şimdi ise hiperaktif kelimesini sıkça duyar olduk. Çocukta haklı playstation veya bilgisayar başında enerjisinin bir kısmını atabiliyor. Atamadığı kadarıyla da hiperaktif olarak adlandırılıyor.

Bizim zamanımızda soba vardı. Sobanın sesiyle dalardık uykuya. Sobanın yanında uyumanın tadı bir başkaydı. Soba üzerinde ki çayla muhabbete devam ederdik.

Velhasıl kelam şimdi anlıyorum büyüklerimizin “bizim zamanımızda” diye başlayan anlam yüklü cümlelerini. Şimdi anlıyorum geçmişe duyulan özlemleri. Şimdi anlıyorum birçok şeyin kıymetini.

Şimdi arıyorum eski günleri…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir