Birlik naraları atarken.

Hayırlı geceler,

Bu sözleri en başta kendi nefsime söylüyorum. Hep birlik çağrıları yapıyoruz ama eyleme geldiğimizde bir ve beraber olamıyoruz. Osmanlı hoşgörü politikasıyla Fransız ihtilaline kadar beraberlik içinde yaşamış,fethettiği yerlerde fermanlar vererek halkın dinini yaşamasına izin vermiştir. Bunun en büyük örneğini Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettikten sonra ki fermanına bakabilirsiniz. Türkiye olarak yani Osmanlı’nın devamı olarak bir türlü beraber olamıyoruz. Yaşım kadarıyla ırk-mezheplerine şahit oldum. Kimi zaman Kürt sorunu kimi zaman Alevi sorunu derken hep bir oyun içerisindeyiz. Irk-mezhep tartışmaları derken şimdi başımıza birde cemaat tartışması çıktı. Yazık ki ne yazık.Halbuki Rabbimiz Enfal Suresi 46.ayette şöyle buyuruyor Allah’a ve Resûlüne itâat edin; birbirinizle çekişmeyin; sonra içinize korku düşer de (size heybet veren) rüzgârınız (kuvvetiniz) gider; o hâlde sabredin! Şübhesiz ki Allah, sabredenlerle berâberdir.” Aslında bizler bu ayeti tam anlamıyla anlayabilirsek bu tür tartışmaların içine düşmeyeceğiz ama burada hayatımızda ki diğer sorun ortaya çıkıyor. Dinimizi bilmiyoruz hal böyle olunca inandığımız gibi yaşamıyoruz yaşadığımız gibi inanıyoruz.

Bugün İslam alemine baktığımız bölük  pörçük durumda birbirimizle didişmekten gerçek düşmanları göremiyoruz. Oysa ki gerçek düşmanlarımız didişirken bize silah satanlar.  “Bize silah satamayacakları gün gerçek düşmanlarımız bitecektir” sözünü bir kitapta okumuştum. Evet bize silah teknolojilerini satamayacakları gün bitecekler!

Bizler ortak değerlerimize sımsıkı sarılıp bir ve beraber olmak için bol bol muhabbet etmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir